5 Mayıs 2015 Salı

Kurtuluş!

İşi ticarethane haline getirmiş olan hastanelere gittiğinizde safra keseniz yada bademciğiniz için “o zaten genetik bir bozukluk, olmasa da olur, alalım hemen” diyerek hasılatı artırmak için sizi ameliyat masasına yatırırlar.
İnsan denen oluşumda, varoluşuna ters düşen ve doğal olmayan tek şey ise EGO’dur, ve bir Allah’ın kulu da sizin egonuzu alalım diyerek iyilik yapmaz.
Çocukken “ben”, “sen”, “o”, “biz”, “siz”, “onlar” yoktur! Çocuk çişi geldiğinde “Selim’in çişi geldi” der. Yada kısaca “çiş geldi” der de “çişim geldi” demez. Acıktığında “Atahan acıktı” der mesela. Onlara sen’i, ben’i, o’nu bizler öğretiriz. İlk “ötekileştirme” bizim sayemizde başlar. BEN olmayı öğrenmesi, yani ilk kişiliğini Ben’de sanmasını ve onunla varolduğuna inanması bizim yüzümüzdendir. Aferim, çocuğunuza ilk egosunu kazandırdınız.
Çocukların herşeye üçüncü tekil şahıs şeklinde yaklaşmasına etiketleme denir. Yere düştüğünde çocuk “Alican düştü” der kendi için. Yada “uyku geldi” der. Bunlar hep etiketlemedir.
Etiketleme yöntemi:
Korktuğumuz zaman biz büyükler içimizden de dışımızdan da “korkuyorum” deriz. Halbuki çocuk mantığında etiketlemeye kalksanız bunu “korku geldi” şeklinde yorumlarsınız. Kanserinizden, şekerinizden, tansiyonunuzdan, baş ağrınızdan, migreninizden bahsedersiniz. Hatta yaşlılar kendi aralarında tansiyon ve şekerlerini yarıştırırlar. Hastalığınızı, korkularınızı, yada herhangi bir duygunuzu sahiplendiğiniz için o size yapışıp kalır.  Ondan kurtulmak için gösterdiğiniz her çaba nafiledir, çünkü kurduğunuz tüm olumlama cümlelerinde size ait birşeyden bahsedersiniz. Evren size ait olduğunu düşündüğünüz şeyi sizden almaya kıyamaz. Bir şeye hem “benim bu” diyeceksin, hem de kurtulmak istediğini söyleyeceksin. Yemezler! Kurtulayım derken titreşimleriniz onu daha da size yapıştırır.
Meditasyon esnasında farkındalığın artması ile gelen duygu ve düşünceleri gözlemci olarak izlersiniz. Gelen düşünce korku ile alakalı ise aynı çocuk mantığı “şu anda korku geldi” dersiniz. Sizden bağımsız olan bu varlık artık tek başınadır ve onu göndermek daha kolaydır.  Korku düşüncesini gönderdiğinizde yada sil tuşuna bastığınızda size yapışan birşeyden kurtulmuş olursunuz. Etiketleme yerine “korkuyorum”, “hastayım, “üzgünüm” derseniz, size ait olan bir şeyden bahsediyorsunuz demektir. Ondan kurtulmanız aslında gerçekten istediğiniz birşey olmayabilir.  Zira onu yaratan da sizsiniz...
İçe dönüş:
İçe dönüş sadece nefes teknikleri ve meditasyonla sağlanabilir. Beta seviyesindeki birinin içe dönmesi olanaksızdır. Medite hale geldiğinizde ve farkındalığınız arttığında gelen duyguya bakın. Gelen tüm duygu ve düşünceleri etiketlenmiş haliyle gözlemlersiniz. Onları yaratan nedenler, insanlar yada deneyimler önemsizdir. Onları tanımlamak için kelimeler kullanmaya, cümleler kurmaya çalışmayın. Sadece soruyu sıcak tutun. Gelen düşünce ne? Onlar sadece ve sadece duygudur. Onu yaratan şeylere, Ali’lere, Veli’lere dalarsanız vay halinize. Odaklanacağınız şey duygunun kendisidir, onu yaratan şey değil.
Şimdi yapmanız gereken bu tek başına kalan etiketlenmiş duygunun etrafında dolaşan akbabaları gözlemlemek. Bunlar düşüncelerdir. Duygunun etrafında fır dönerler. Onları bir bir ayıklamak zevkli olabilir. Yada alayına birden kışt diyebilirsiniz.
Anlamadığımız şeyin kölesi oluruz. Gelen duyguyu olduğu gibi kabul edin. Zihninizin duruma uygun yorumlar katmasına izin vermeyin, aksi halde duygunun etrafında dolaşan daha fazla akbabayı kendiniz yaratmış olursunuz.
Tüm bu mücadelenin sonunda ulaşacağınız şey “berraklık”tır. Bu berraklık gelen duygu hakkında elde edeceğiniz sonuçtur. Bunu “sakinlik” takip eder. Bunalmamış bir şekilde, duyguyla beraber, “bir” olmaktır bu mertebe. Duygunun doğasını kavrayıp sizde yarattığı etkiyi anlamanız ise kendini bilmektir. Duyguyu kendinizden ayırt etmek ve kurtulmak ise “kurtuluş”tur.
Her hangi bir duygudan kurtuluşa doğru yol almanızı sağlayacak 4 adım vardır:
1 - Tanımla
Gelen duygunun ne olduğunu kavra
2 - Olduğu gibi kabul et
Duyguyu, onu yaratan nedenlerden bağımsız olarak tek başına ve yorum katmadan olduğu gibi kabul et
3 - Sevgiye dönüştür
Duygunun kaynağı yada kendisi ne olursa olsun onu sevgiye dönüştür. Zira sadece 2 tip duygu vardır. Biri sevgi, diğeri ise korku. Diğer tüm negatif duygular korkunun türevleridir.
4 - Bırak gitsin
Şimdi tek başına kalmış, etiketlenmiş ve sevgiye dönüşmüş olan bu duyguyu sonsuzluğa göndermenin vakti geldi. Onu azat edin. Kurtuluş gününüz kutlu olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme